BIGtheme.net http://bigtheme.net/ecommerce/opencart OpenCart Templates

Kırmızı Başlıksız Şirinler / Müberra GÜNEŞ

PNG-4

Günlük hayattaki tüm kelimeleri bir kenara atıp, tüm varlıkları yeniden isimlendirmeye çalışsak ne olurdu? Mesela uykuya ne derdik, ya da paraya? Zihin sarayımızdaki her bir malumatın dışarıdan verili isimleri, onların değeri hakkındaki anlamı da bize veriyor. Dışarıdan verili demişken, kimliklerimizin anlamı ve ideolojilerin oluşumundan da bahsetmeliyim. Eh, böyleyken entelektüellerin görevlerini de unutmamak gerek. Entelektüel veya aydın, her ne derseniz, bu kişilerin vasıflarından bahsedeceksek harekete geçirme görevlerini öncelemeliyiz. Hareket mi? Hareket varsa değişkenlik, sorumluluk, irade de vardır. İrade varsa hürriyet de olmalıdır. Bu bulanıklıkta olsa olsa isyan ederiz ancak isyan dediysem aklınıza Halil Sezai gelmesin, bir benlik eğitiminden bahsediyorum.

Her kavramın yeni bir tanesine yol açmasıyla nefs, nefs eğitimi gibi yüzyıllardır ilmi sahada ele alınmış mihenk taşları bir kez daha yolumu kesiyor. “İnsanların taş üstüne yazdığı yüzyıllık yazılar, Allah için su üstüne yazılmış yazı gibidir.” deyip bir kitap tavsiye etmek üzereyken, uzun günlerde nasıl oruç tutacağız derdine düşünce her şeyi bir kenara bırakıyor ve Müslümanların bugünkü haline ağlamaya başlıyorum. Dûçar olduğum dert, desem öldürürler demesem öldüm, dedirtiyor. Korku ve titreme ile birlikte dirilmeye çalışan insanlığın gazaba uğramış şiirlerine bir yenisini eklemekten imtina ediyorum.

Halet-i ruhiyemin karmaşıklığından ötürü af dileyip, yazdığım iki satırı açıklamaya gayret edeyim. Bismillah.

Yukarıda yazdıklarım, 21. yüzyılda dünyaya atfettiğimiz anlamı, bağlamı itibari ile bazı yazarların zihnimdeki at koşturmasında yenişemediklerinin göstergesisidr. Avrupa’yı en fazla egzotik bir dünya olarak tasavvur eden bir Samoa yerlisinin gözünden merak edenler, “Göğü Delen Adam”ı okuyabilirler. Bu kitaptan sonra, varlıklara verdiğiniz anlamlar hakkında yeniden düşünmeye zorlanacağınızı garanti edebilirim.

Türkiye’nin siyasi tarihindeki gelişmelerin kökenini merak edenler, bu günkü siyasi tavırları çözümlemek isteyenler Kemal H. Karpat’ın “Kimlik ve İdeoloji”sinden faydalanabilir. Kitapta birçok kez tasvir edilen entelektüeller hakkında malumat sahibi olmak isteyenler de Edward W. Said’in “Entelektüel; Sürgün, Marjinal, Yabancı” adlı eserinin kapısını çalabilir.

“Kim bu milleti uyandıracakmış şaşarım!” zihniyetine inat, isyana yeni anlamlar yüklemek isteyenler, ‘ben bu tembellikten nasıl kurtulacağım?’ diye hayıflananlar ve dahi dünyadaki sorumluluğunun farkına varamayanlar kolları sıvayıp Nurettin Topçu’nun “İsyan Ahlakı”na başlayabilirler. Şimdiden söyleyelim, zorlananlar profesyonel destek alsınlar. Bir benlik eğitiminden, nefsten bahsederken İslam Filozoflarının muhtelif eserlerini de aklınızın bir köşesine yazınız. Tasavvuf ile ilgiliyseniz ve daha yeni başladım, şöyle roman tarzı bir kitap olsa da okusam diyorsanız “Su Üstüne Yazı Yazmak” kitabı ile gönlünüzü ferahlatacak Muhyittin Şekur’a teşekkürlerinizi iletebilirsiniz. Unutmadan, ibadetler konusunda da, Musa Carullah’ın “Uzun Günlerde Oruç” eserini tavsiye ettiğimi belirtmeliyim. İbadet demişken, Erol Güngör’ün “İslam’ın Bugünkü Meseleleri” ve Süleyman Uludağ’ın “İslam Düşüncesinin Yapısı” eserlerinin başucu kitabınız olmasını salık veririz. İsmet Özel’in kısa makalelerini içeren “Desem öldürürler Demesem öldüm” eseri ile de ufkunuzda yeni bir yelkenliyi hareket ettirebilirsiniz. Biraz felsefe serpiştirelim, biraz da şiir diyorsanız, merak etmeyin, yaranızı saracak cüz’i merhemler sunabiliriz. Önce Sezai Karakoç’tan “İnsanlığın Dirilişi”ni okuyun sonra felsefe niyetine S. Kierkegaard’ın “Korku ve Titreme”sine başlayın. Yaralarınızın sızısını azaltmak için de Nizar Kabbani’nin sesini biraz açıp “Gazaba Uğramış Şiir”lerini dinleyin.

Tekrar hatırlatalım, yaralarınıza ancak cüz’i merhemlerle çare olabiliriz. Dert sizin, çare okumakta. Siz özgürlüğe uçarken bize ancak gökyüzünüz berrak olsun demek düşer.

 

Müberra GÜNEŞ

Haberler

Öylece… Muhammed Ali Gülmez

      Öylece   Bazen olur öyle Yarı karanlık odalarda gölgenden korkarsın Tanır sanki ...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir